Blog

En Yaygın İngilizce Kelimeler

Yeni bir dili öğrenmenin yolu, güçlü bir kelime temeli oluşturmaktan geçer. Bu yazı da tam olarak bu yolda size destek olmayı hedefliyor. İster İngilizceye yeni başlamış olun, ister bildiklerinizi tazelemek isteyin, burada günlük hayatın içinden—yemek, aile, seyahat, duygular gibi—temel konulara ait sık kullanılan kelimeleri ve anlamlarını bulacaksınız.

Kelime öğrenimini böyle temalar halinde yapmak, hem daha akılda kalıcı hem de gerçek hayatta kullanması çok daha kolaydır. İngilizceyi konuşurken kendinize daha fazla güvenmenize yardımcı olur. Bu rehberi ister ders çalışırken, ister boş zamanlarınızda hızlıca göz atmak için elinizin altında tutabilirsiniz. Şimdiden başarılar ve keyifli öğrenmeler!

Selamlaşmalar

  1. Açılış Cümleleri
  2. Good morning. – Günaydın. (12:00’ye kadar kullanılır)
  3. Good afternoon. – Tünaydın / İyi öğleden sonralar. (12:00 – 17:00/18:00 arası)
  4. Good evening. – İyi akşamlar. (17:00/18:00’den sonra)
  5. How do you do? – Nasılsınız? (Resmi ve nadir kullanılan bir ifadedir.)
  6. How’s it going? – Nasıl gidiyor?
  7. How are you? / How are you doing? – Nasılsın? / Nasılsınız?
  8. What’s up? / Sup? – Ne haber? / N’aber? (Çok samimi, günlük dil)
  9. Nice to meet you! – Tanıştığımıza memnun oldum!
  10. Long time no see! – Uzun zamandır görüşemedik!
  11. How have you been? – Nasıl gidiyordu? / Nasıldın bu aralar?
  1. “How are you?” Sorusuna Cevaplar

Olumlu:

  • I’m fine, thank you. And you? – İyiyim, teşekkür ederim. Ya siz/sen? (Nötr/Resmi)
  • I’m great, thanks! – Harikayım, teşekkürler!
  • Pretty good! / Not bad! – Oldukça iyi! / Fena değil!
  • Couldn’t be better! – Daha iyi olamazdı! (Mükemmel hissediyorum anlamında)
  • I’m doing well, thanks. – İyiyim, teşekkürler.

Nötr/Olumsuz:

  • I’m okay. / So-so. – İdare eder. / Eh işte.
  • A bit tired/busy. – Biraz yorgunum / meşgulüm.
  • Not too great, actually. – Aslında pek iyi değilim.

III. Konuşmayı Sürdürme

Başkasını Sormak İçin:

  • And you? / What about you? – Ya sen? / Peki ya sen/siz?
  • How about yourself? – Sen nasılsın?
  • How’s your day? – Günün nasıl geçiyor?
  • How’s work? / How’s school? – İşler nasıl? / Okul nasıl gidiyor?
  • How’s your family? – Ailen nasıl?

İlgi Gösterme ve Tepki Verme:

  • Really? / That’s interesting! – Gerçekten mi? / İlginçmiş!
  • Tell me more! – Daha fazla anlat!
  • Oh, I see. – Hımm, anlıyorum.
  • No way! – Yok artık! / Hadi canım! (Şaşkınlık ifadesi)
  1. Konuşmayı Bitirme
  • It was nice meeting you. – Tanıştığımıza memnun oldum.
  • Have a good day/evening/weekend. – İyi günler / İyi akşamlar / İyi hafta sonları.
  • See you! / See you later! – Görüşürüz! / Sonra görüşürüz!
  • Bye! / Bye bye! – Hoşça kal! / Bay bay!
  • Take care! – Kendine iyi bak!
  • Catch you later! – Sonra görüşürüz! (Samimi)
  • Talk to you soon! – Yakında görüşmek üzere!

Günler – Days of the Week

  1. Sunday – Pazar
  2. Monday – Pazartesi
  3. Tuesday – Salı
  4. Wednesday – Çarşamba
  5. Thursday – Perşembe
  6. Friday – Cuma
  7. Saturday – Cumartesi
  8. Weekday – Hafta içi günü (Pazartesi – Cuma arası)
  9. Weekend – Hafta sonu (Cumartesi ve Pazar)

Transportation – Ulaşım

  1. Car / Automobile – Araba / Otomobil
  2. Bus / Coach (long-distance bus) – Otobüs / Şehirlerarası otobüs
  3. Train / Commuter Rail / Subway (Metro) – Tren / Banliyö treni / Metro
  4. Bicycle / Bike – Bisiklet
  5. Motorcycle / Scooter – Motosiklet / Scooter
  6. Taxi / Cab / Rideshare (e.g., Uber, Lyft) – Taksi / Paylaşımlı araç (örn. Uber, Lyft)
  7. Tram / Streetcar / Light Rail – Tramvay / Hafif raylı sistem
  8. Walking / On foot – Yürümek / Yaya olarak
  9. Boat / Ferry – Tekne / Feribot
  10. Ship / Cruise – Gemi / Kruvaziyer
  11. Submarine – Denizaltı
  12. Airplane / Flight – Uçak / Uçuş
  13. Helicopter – Helikopter
  14. Private Jet – Özel jet
  15. Airport / Terminal – Havalimanı / Terminal
  16. Bus Stop / Station – Otobüs durağı / Otobüs terminali
  17. Train Station / Platform – Tren istasyonu / Peron
  18. Subway Station / Metro Stop – Metro istasyonu / Metro durağı
  19. Port / Dock / Harbor – Liman / İskele
  20. Gas Station (US) / Petrol Station (UK) – Benzin istasyonu
  21. Parking Lot / Car Park – Otopark
  22. Highway / Freeway / Motorway – Otoyol / Otoban
  23. Intersection / Crossroads – Kavşak
  24. Traffic Light / Stop Sign – Trafik lambası / Dur levhası
  25. Crosswalk / Zebra Crossing – Yaya geçidi
  26. Driver / Pilot / Captain – Sürücü / Pilot / Kaptan
  27. Passenger – Yolcu
  28. Conductor (train) – Kondüktör / Tren görevlisi
  29. Flight Attendant / Steward(ess) – Kabin görevlisi / Host(Hostes)
  30. Ticket Inspector – Bilet kontrol memuru
  31. Pedestrian (person walking) – Yaya
  32. Drive / Ride – Araba sürmek / Binmek (araçla gitmek)
  33. Board (get on a vehicle) – Binmek (araca)
  34. Get off / Disembark – İnmek (araçtan)
  35. Transfer (switch vehicles/routes) – Aktarma yapmak
  36. Commute (travel to work/school) – İşe/okula gidip gelmek
  37. Navigate / Use GPS – Yol bulmak / GPS kullanmak
  38. Fill up (with gas) – Depoyu doldurmak
  39. Park / Pull over – Park etmek / Kenara çekmek
  40. Delay / Cancel (e.g., flights) – Gecikmek / İptal edilmek (örneğin uçuşlar)
  41. Accelerate / Brake – Hızlanmak / Fren yapmak
  42. Ticket / Pass (e.g., day pass) – Bilet / Kart (örn. günlük kart)
  43. Fare (price of a ticket) – Ücret (biletin fiyatı)
  44. Round-trip (return) / One-way (single) – Gidiş-dönüş / Tek yön
  45. Reservation / Booking – Rezervasyon / Yer ayırtma
  46. Boarding Pass (air travel) – Biniş kartı (uçak yolculuğu için)
  47. Validate (a ticket before boarding) – Bileti onaylatmak (binmeden önce)
  48. Fine / Penalty (for no ticket) – Ceza (biletsiz yolculuk için)
  49. “How do I get to [place]?” – “[Yer]’e nasıl gidebilirim?”
  50. “What’s the fastest/cheapest way?” – “En hızlı / en ucuz yol nedir?”
  51. “Is this the right bus/train for [destination]?” – “Bu otobüs/tren [gideceğiniz yer] için doğru mu?”
  52. “Where’s the nearest subway station?” – “En yakın metro istasyonu nerede?”
  53. “One ticket to [city], please.” – “[Şehir]’e bir bilet lütfen.”
  54. “Do you offer student/senior discounts?” – “Öğrenci / yaşlı indiriminiz var mı?”
  55. “When’s the next bus to downtown?” – “Şehir merkezine giden bir sonraki otobüs ne zaman?”
  56. “Which platform does the train leave from?” – “Tren hangi perondan kalkıyor?”
  57. “Is this seat taken?” – “Bu koltuk dolu mu?”
  58. “How many stops until [station]?” – “[İstasyon]a kaç durak kaldı?”
  59. “Could you let me know when we reach [stop]?” – “[Durak]a geldiğimizde bana haber verir misiniz?”
  60. “Excuse me, I need to get off.” – “Affedersiniz, inmem gerekiyor.”
  61. “Where is check-in/baggage claim?” – “Check-in / bagaj teslim yeri nerede?”
  62. “What’s the gate number?” – “Kapı numarası nedir?”
  63. “My luggage is lost/delayed.” – “Bagajım kayboldu / gecikti.”
  64. “Is the flight on time?” – “Uçuş zamanında mı?”
  65. Traffic Jam / Congestion – Trafik sıkışıklığı
  66. Breakdown (vehicle stops working) – Arıza (araç bozulması)
  67. Flat Tire – Patlak lastik
  68. Detour / Road Closed – Yol değiştirme / Yol kapalı
  69. Lost / Missed Stop – Kayıp olmak / Durağı kaçırmak
  70. “Help! Call the police/ambulance!” – “Yardım edin! Polisi / ambulansı çağırın!”
  71. Timetable / Schedule – Zaman çizelgesi / Saat programı
  72. Departure / Arrival – Kalkış / Varış
  73. On time / Delayed / Cancelled – Zamanında / Gecikmiş / İptal edilmiş
  74. Rush hour / Peak time – Yoğun saat / Pik saat
  75. Off-peak hours (cheaper/fewer crowds) – Yoğun olmayan saatler (daha ucuz / daha az kalabalık)

Shopping – Alışveriş

  1. Store / Shop – Mağaza / Dükkan (Genel terim – örn. giyim mağazası, bakkal)
  2. Boutique – Butik (Küçük, özel ürünler satan dükkan – örn. tasarım kıyafetler)
  3. Department Store – Büyük mağaza (Birçok bölümden oluşan – örn. Boyner)
  4. Mall / Shopping Center – Alışveriş merkezi
  5. Market / Street Market – Pazar / Sokak pazarı (örn. semt pazarı, çiftçi pazarı)
  6. Cashier – Kasiyer (Ödemeyi alan kişi)
  7. Salesperson / Assistant – Satış görevlisi / Mağaza çalışanı
  8. Customer / Shopper – Müşteri / Alışveriş yapan kişi (Yani siz!)
  9. Browse / Look around – Göz gezdirmek / Etrafa bakınmak (Henüz bir şey almadan)
  10. Try on – Denemek (Kıyafet ya da ayakkabı – örn. “Bunu deneyebilir miyim?”)
  11. Ring up – Ürünleri kasada geçirmek (Örn. “Kasiyer ürünlerimi geçirdi.”)
  12. Check out – Kasaya gitmek / Ödeme yapmak
  13. Exchange – Değişim yapmak (Beden / renk değiştirmek)
  14. Return – İade etmek (Ürünü geri vermek ve para almak)
  15. Ship / Deliver – Kargolamak / Teslim etmek (Online alışverişlerde)
  16. Fitting Room / Dressing Room – Deneme kabini
  17. Size (S/M/L) – Beden (Küçük, Orta, Büyük)
  18. Petite / Plus Size – Küçük beden / Büyük beden
  19. Out of stock – Stokta yok
  20. Patterns – Desenler (çizgili, çiçekli, kareli, düz)
  21. Fabric – Kumaş türü (Pamuk, ipek, polyester, yün)
  1. Aisle – Raflar arası geçit, koridor
    (Örn: “Mısır gevreği 5 numaralı koridorda.”)
  2. Display – Ürün sergileme düzeni
    (Dikkat çekmek için yapılan yerleşim)
  3. Brand – Marka (Örn: Nike, Apple)
  4. Generic / Store brand – Markasız / Mağaza markası (Genellikle daha ucuz)
  5. “Where can I find [item]?” – “[Ürünü] nerede bulabilirim?”
  6. “Do you have this in [size/color]?” – “Bunun [bedeni/rengi] var mı?”
  7. “How much is this?” / “What’s the price?” – “Bu ne kadar?” / “Fiyatı nedir?”
  8. “Is this on sale?” – “Bu indirimde mi?”
  9. “Can I get a discount?” – “İndirim yapabilir misiniz?” (Pazarlık için)
  10. “I’d like to pay, please.” – “Ödemek istiyorum, lütfen.”
  11. “Can I pay by card/cash?” – “Kartla/nakit ödeyebilir miyim?”
  12. “Do you accept Apple Pay?” – “Apple Pay kabul ediyor musunuz?”
  13. “I have a coupon.” – “Bir kuponum var.”
  14. “Could I get a receipt?” – “Fiş alabilir miyim?”
  15. “Is tax included?” – “Vergi dahil mi?”
  16. “Would you like a bag?” (Kasiyer sorusu) – “Poşet ister misiniz?”
  17. “I’d like to return/exchange this.” – “Bunu iade / değiştirmek istiyorum.”
  18. “It doesn’t fit / work.” – “Bu olmuyor / çalışmıyor.”
  19. “Do you offer a warranty?” – “Garanti veriyor musunuz?” (Elektronik ürünlerde)
  20. “This is damaged.” – “Bu hasarlı.”
  21. Price tag – Fiyat etiketi
  22. Regular price – Normal fiyat (İndirim olmayan fiyat)
  23. Sale / On sale – İndirim / İndirimde
  24. Discount – İndirim (Örn: %20 indirim)
  25. Clearance rack – Büyük indirim rafı
  26. Buy one, get one free (BOGO) – Bir alana bir bedava (Yaygın kampanya)
  27. Coupon / Voucher – Kupon / İndirim kodu
  28. Receipt – Fiş / Satın alma belgesi
  29. Total – Toplam tutar
  30. Add to cart – Sepete ekle (Online alışverişte)
  31. Checkout – Ödeme aşaması / Kasaya gitme (Son adım)
  32. Shipping fee – Kargo ücreti (Teslimat maliyeti)
  33. Tracking number – Takip numarası (Paketinizi izlemek için kullanılan kod)
  34. Review / Rating – Değerlendirme / Puan (Müşteri geri bildirimi)
  35. Out of stock – Stokta yok / Tükendi
  36. Estimated delivery – Tahmini teslimat süresi (Ne zaman ulaşması bekleniyor)

School – Okul

  1. Student / Pupil – Öğrenci
  2. Teacher / Instructor – Öğretmen / Eğitmen
  3. Principal / Headteacher – Okul müdürü
  4. Vice-principal – Müdür yardımcısı
  5. Librarian – Kütüphaneci
  6. Counselor – Rehber öğretmen / Danışman
  7. Janitor / Custodian – Hizmetli / Temizlik görevlisi
  8. Secretary / Receptionist – Sekreter / Resepsiyon görevlisi
  9. Coach – Antrenör / Spor hocası
  10. Tutor – Özel ders öğretmeni / Eğitmen
  11. Classroom – Sınıf
  12. Library – Kütüphane
  13. Cafeteria / Lunchroom – Kantin / Yemekhane
  14. Gymnasium (Gym) – Spor salonu
  15. Playground – Oyun alanı / Bahçe
  16. Auditorium – Konferans salonu / Tiyatro salonu
  1. Laboratory (Lab) – Laboratuvar
  2. Nurse’s Office – Hemşire odası / Revir
  3. Principal’s Office – Müdür odası
  4. Hallway / Corridor – Koridor
  5. Lockers – Dolaplar
  6. Computer Lab – Bilgisayar laboratuvarı
  7. Art Room / Music Room – Resim odası / Müzik odası
  8. Math / Mathematics – Matematik
  9. Science (Biology, Chemistry, Physics) – Fen Bilimleri (Biyoloji, Kimya, Fizik)
  10. English / Language Arts – İngilizce / Dil ve Anlatım
  11. History / Social Studies – Tarih / Sosyal Bilgiler
  12. Geography – Coğrafya
  13. Foreign Language (e.g., Spanish, French) – Yabancı Dil (örn. İspanyolca, Fransızca)
  14. Art – Resim / Sanat
  15. Music (Band, Choir) – Müzik (Bando, Koro)
  16. Physical Education (PE / Gym) – Beden Eğitimi
  17. Computer Science / IT – Bilgisayar Bilimi / Bilişim Teknolojileri
  18. Drama / Theater – Drama / Tiyatro
  19. Economics – Ekonomi
  20. Home Economics (Cooking/Sewing) – Ev Ekonomisi (Yemek / Dikiş)
  21. Desk / Chair – Sıra / Sandalye
  22. Whiteboard / Blackboard / Smartboard – Beyaz tahta / Kara tahta / Akıllı tahta
  23. Chalk / Markers / Eraser – Tebeşir / Tahta kalemi / Tahta silgisi
  24. Textbook / Workbook – Ders kitabı / Alıştırma kitabı
  25. Notebook / Binder – Defter / Klasör
  26. Pencil / Pen / Highlighter – Kurşun kalem / Tükenmez kalem / Fosforlu kalem
  27. Ruler / Eraser / Sharpener – Cetvel / Silgi / Kalemtıraş
  28. Backpack / Schoolbag – Sırt çantası / Okul çantası
  29. Homework / Assignment – Ödev
  30. Projector / Screen – Projeksiyon / Ekran
  31. Globe / Map – Küre / Harita
  32. Study / Revise (UK) / Review (US) – Ders çalışmak / Tekrar etmek
  33. Take notes – Not almak
  34. Graduate / Pass / Fail – Mezun olmak / Geçmek / Kalmak
  35. Enroll / Register – Kayıt olmak
  36. Attend class / Skip class – Derse katılmak / Dersten kaçmak
  37. Raise your hand – El kaldırmak
  38. Submit / Turn in (homework) – Ödevi teslim etmek
  39. Grade / Mark (verb) – Not vermek / Puanlamak
  40. Cheat / Copy – Kopya çekmek / Kopya yapmak
  41. Experiment (in science lab) – Deney yapmak (fen laboratuvarında)
  42. Recess / Break (noun) – Teneffüs
  43. Exam / Test / Quiz – Sınav / Test / Kısa sınav
  44. Midterms / Finals – Ara sınavlar / Final sınavları
  45. Presentation / Project – Sunum / Proje
  46. Field Trip / Excursion – Okul gezisi
  47. Assembly – Toplantı / Tören (genelde okulun ortak toplantısı)
  48. Graduation Ceremony – Mezuniyet töreni
  49. Sports Day / Field Day – Spor günü / Okul spor etkinliği
  50. School Play / Concert – Okul tiyatrosu / Konser
  51. Club (e.g., Chess Club, Drama Club) – Kulüp (örneğin: Satranç kulübü, Tiyatro kulübü)
  52. “Can I go to the bathroom/nurse?” – Tuvalete/Hemşireye gidebilir miyim?
  53. “I don’t understand.” – Anlamadım.
  54. “Could you repeat that?” – Bunu tekrar eder misiniz?
  55. “What’s the homework?” – Ödev ne?
  56. “When is this due?” – Bu ne zamana teslim edilecek?
  57. “Can I borrow a pencil?” – Kalem ödünç alabilir miyim?
  58. “Open your books to page…” – Kitaplarınızı … sayfasını açın.
  59. “Pay attention, please.” – Lütfen dikkat edin.
  60. “Work in pairs/groups.” – Eşli / Grup halinde çalışın.
  61. “Hand in your assignments.” – Ödevlerinizi teslim edin.
  62. “Class dismissed.” – Ders sona erdi.

Work – İş Hayatı

  1. Office / Headquarters (HQ) – Ofis / Merkez bina
  2. Worksite / Factory – İş sahası / Fabrika
  3. Remote work / WFH (Work From Home) – Uzaktan çalışma / Evden çalışma
  4. Hybrid work – Hibrit çalışma
  5. Full-time / Part-time – Tam zamanlı / Yarı zamanlı
  6. Contract / Freelance / Gig work – Sözleşmeli / Serbest / Gigs (tek seferlik işler)
  7. Internship / Apprenticeship – Staj / Çıraklık
  8. Shift work (e.g., night shift) – Vardiyalı çalışma (örneğin, gece vardiyası)
  9. Employee / Staff – Çalışan / Personel
  10. Employer / Boss / Manager – İşveren / Patron / Yönetici
  11. Colleague / Coworker – İş arkadaşı
  12. Supervisor / Team Lead – Gözetmen / Ekip lideri
  13. Mentor / Trainee – Mentor / Stajyer
  14. HR (Human Resources) – İnsan kaynakları
  15. Client / Customer – Müşteri
  16. Contractor / Vendor – Taşeron / Tedarikçi
  17. CEO (Chief Executive Officer) – Genel Müdür / CEO
  18. Administrator / Assistant – Yönetici / Asistan
  19. Specialist / Analyst (e.g., IT Specialist) – Uzman / Analist
  20. Coordinator / Manager – Koordinatör / Müdür
  21. Director / Executive – Direktör / Yönetici
  22. Entry-level / Senior-level – Başlangıç düzeyi / Üst düzey
  23. Blue-collar / White-collar – Fiziksel işçi / Ofis çalışanı
  24. Hire / Recruit – İşe almak
  25. Resign / Quit – İstifa etmek / Bırakmak
  26. Fire / Dismiss / Lay off – İşten çıkarmak
  27. Promote / Demote – Terfi ettirmek / Geri düşürmek
  28. Delegate / Assign – Görev vermek
  29. Negotiate / Bargain – Pazarlık yapmak
  30. Collaborate / Team up – İş birliği yapmak
  31. Meet / Brainstorm – Toplantı yapmak / Beyin fırtınası yapmak
  32. Train / Onboard – Eğitim vermek / Alıştırmak
  33. Desk / Workstation – Masa / Çalışma alanı
  34. Computer / Laptop / Printer – Bilgisayar / Dizüstü / Yazıcı
  35. Wi-Fi / Software / Hardware – Kablosuz internet / Yazılım / Donanım
  36. Email / Calendar / Spreadsheet – E-posta / Takvim / Elektronik tablo
  37. File / Folder / Cabinet – Dosya / Klasör / Dolap
  38. Paycheck / Salary / Wages – Maaş / Ücret
  39. Timesheet / Schedule – Çalışma çizelgesi / Takvim
  40. ID badge / Security pass – Kimlik kartı / Giriş kartı
  41. Job description – İş tanımı
  42. Resumé / CV (Curriculum Vitae) – Özgeçmiş
  43. Cover letter – Ön yazı
  44. Interview / Reference – Mülakat / Referans
  45. Benefits – Yan haklar (sağlık sigortası, izin vb.)
  46. Deadline / Timeline – Son tarih / Zaman çizelgesi
  47. Overtime / Time off – Fazla mesai / İzin
  48. Workload / Burnout – İş yükü / Tükenmişlik
  49. Promotion / Raise – Terfi / Zam
  50. Performance review – Performans değerlendirmesi
  51. “Could we schedule a meeting?” – “Toplantı ayarlayabilir miyiz?”
  52. “I’ll follow up on this.” – “Bununla ilgileneceğim / Takip edeceğim.”
  53. “Let’s circle back later.” – Daha sonra tekrar konuşalım.
  54. “What’s the deadline for this?” – Bunun son tarihi ne?
  55. “I need a sick day / personal day.” – Hastalık / kişisel izin almam gerekiyor.
  56. “Per my last email…” – Son e-postama göre…
  57. “I’ll CC you on this.” – Seni bu e-postaya kopyalayacağım.
  58. “Action items” – Yapılacak görevler (toplantıdan çıkan)
  59. “Let’s take this offline.” – Bunu özel olarak konuşalım.
  60. “Moving forward…” – Bundan sonra…
  61. “I have feedback for you.” – Sana geri bildirimim var.
  62. “Let’s touch base.” – Kısaca görüşelim.
  63. “We need to align on goals.” – Hedeflerde hemfikir olmalıyız.
  64. “Can we discuss this privately?” – Bunu özel konuşabilir miyiz?

Günlük Kullanılan İngilizce Kelimeler ve Anlamları
Kelime Listesi | Örnek Cümle

  • Achieve (Başarmak)
    Sıkı çalışırsan her şeyi başarabilirsin.
    You can achieve anything if you work hard.
  • Active (Aktif)
    Düzenli egzersiz yaparak aktif kalmaya çalışıyorum.
    I try to stay active by exercising regularly.
  • Affect (Etkilemek)
    Hava durumu ruh halini etkileyebilir.
    The weather can affect your mood.
  • Appreciate (Takdir etmek / Minnettar olmak)
    Bu projedeki yardımını takdir ediyorum.
    I appreciate your help with this project.
  • Approach (Yaklaşmak)
    Kapıya dikkatli bir şekilde yaklaştı.
    He approached the door cautiously.
  • Begin (Başlamak)
    Ders sabah 9’da başlayacak.
    The class will begin at 9 a.m.
  • Behave (Davranmak)
    Çocuklar kamuya açık yerlerde iyi davranmalı.
    Children should behave well in public.
  • Believe (İnanmak)
    Onun doğru söylediğine inanıyorum.
    I believe he is telling the truth.
  • Benefit (Fayda sağlamak)
    Düzenli egzersiz sağlığınıza fayda sağlar.
    Regular exercise benefits your health.
  • Boy (Erkek çocuk)
    Erkek çocuk oynuyor.
    The boy is playing.
  • Bright (Parlak)
    Bugün güneş çok parlak.
    The sun is very bright today.
  • Buy (Satın almak)
    Sebze satın alırım.
    I buy vegetables.
  • Call (Aramak)
    Beni sonra ara.
    Call me later.
  • Can (Ebilmek)
    Bana yardım edebilir misin?
    Can you help me?
  • Close (Kapatmak)
    Kapıyı kapat.
    Close the door.
  • Conclude (Sonuçlandırmak / Bitirmek)
    Toplantıyı kısa bir konuşmayla bitirdi.
    He concluded the meeting with a short speech.
  • Confirm (Onaylamak)
    Akşam yemeği rezervasyonunu onayladı.
    He confirmed the reservation for dinner.
  • Consider (Düşünmek / Değerlendirmek)
    Başka bir şehre taşınmayı düşünüyor.
    She is considering moving to another city.
  • Cover (Kaplamak / Örtmek)
    Masa beyaz bir örtüyle kaplıydı.
    The table was covered with a white cloth.
  • Create (Oluşturmak / Yaratmak)
    Lütfen bu belgeyi mümkün olan en kısa sürede oluşturun.
    Please create this document as soon as possible.
  • Day (Gün)
    Bugün güneşli bir gün.
    Today is a sunny day.
  • Declare (İlan etmek / Duyurmak)
    Belediye başkanlığı adaylığını ilan etti.
    She declared her candidacy for mayor.
  • Describe (Tanımlamak / Betimlemek)
    Sahneyi canlı detaylarla anlattı.
    She described the scene in vivid detail.
  • Destroy (Yıkmak / Tahrip etmek)
    Fırtına köyde birkaç evi yıktı.
    The storm destroyed several houses in the village.
  • Develop (Geliştirmek / Oluşturmak)
    Prerna örümcek korkusu geliştirdi.
    Prerna has developed a fear of spiders.
  • Did (Yaptı – geçmiş zaman yardımcı fiili)
    Görevi yaptım.
    I did the task.
  • Discuss (Tartışmak / Görüşmek)
    Hafta sonu planlarını konuştular.
    They discussed their plans for the weekend.
  • Display (Sergilemek / Gösterime sunmak)
    Müze antik eserleri sergiledi.
    The museum displayed ancient artefacts.
  • Disturb (Rahatsız etmek)
    Çalışırken lütfen beni rahatsız etmeyin.
    Please don’t disturb me while I’m working.
  • Do (Yapmak)
    Ödevimi yapıyorum.
    I do my homework.
  • Eager (İstekli / Hevesli)
    Öğrenmeye hevesliyim.
    I am eager to learn.
  • Evening (Akşam)
    Akşamları yürüyüş yapıyoruz.
    We walk in the evening.
  • Examine (Muayene etmek / İncelemek)
    Doktor hastayı iyice muayene etti.
    The doctor examined the patient thoroughly.
  • Excite (Heyecanlandırmak)
    Bu haber beni heyecanlandırıyor.
    This news excites me.
  • Experience (Deneyim / Tecrübe)
    Unutulmaz bir deneyimdi.
    It was a memorable experience.
  • Extra (Ekstra / Fazladan)
    O her zaman fazladan çaba gösterir.
    She always gives that extra effort.
  • Family (Aile)
    Ailem büyük.
    My family is large.
  • Fear (Korku / Korkmak)
    En çok köpeklerden korkarım.
    I fear dogs the most.
  • Find (Bulmak)
    O makaleyi buldun mu?
    Did you find that article?
  • Finish (Bitirmek / Tamamlamak)
    Lütfen ödevini akşam yemeğinden önce bitir.
    Please finish your homework before dinner.
  • Follow (Takip etmek)
    Beni Instagram’da takip eder misin?
    Can you follow me on Instagram?
  • Forget (Unutmak)
    Kitabını getirmeyi unutma.
    Don’t forget to bring your book.
  • Friend (Arkadaş)
    O benim arkadaşım.
    She is my friend.
  • Generate (Üretmek / Oluşturmak)
    Enerji santrali şehre elektrik üretiyor.
    The power plant generates electricity for the city.
  • Girl (Kız çocuk / Kız)
    Kız şarkı söylüyor.
    The girl is singing.
  • Grow (Büyümek / Gelişmek)
    Bitkilerim çok hızlı büyüyor.
    My plants grow very fast.
  • Guess (Tahmin etmek)
    Ne düşündüğümü tahmin edebilir misin?
    Can you guess what I’m thinking?
  • Guess (Tahmin etti)
    Sorunun cevabını tahmin etti.
    He guessed the answer to the question.
  • Hair (Saç)
    Saçları her zaman kısa.
    His hair is always short.
  • Happy (Mutlu)
    Çok mutluyum.
    I am very happy.
  • Harm (Zarar vermek)
    Kirlilik çevreye zarar verir.
    Pollution harms the environment.
  • Hear (Duymak)
    Zili duyabiliyorum.
    I can hear the bell.
  • Help (Yardım etmek)
    Arkadaşına yardım et.
    Help your friend.
  • Help (Yardım edebilir misin?)
    Ödevimde bana yardım eder misin?
    Can you help me with my homework?
  • Hide (Saklanmak)
    Arkadaşları geldiğinde perde arkasına saklandı.
    He hid behind the curtain when his friends arrived.
  • Home (Ev / Eve gitmek)
    Eve gidiyorum.
    I am going home.
  • House (Ev)
    Yeni bir evimiz var.
    We have a new house.
  • How (Nasıl / Ne şekilde)
    Bugün nasılsın?
    How are you today?
  • Hurry (Acelemek)
    Otobüsü yakalamak için acele etti.
    She hurried to catch the bus.
  • Idea (Fikir)
    Projemiz için bir fikrim var.
    I have an idea for our project.
  • Invite (Davet etmek)
    Seni partime davet etmek istiyorum.
    I want to invite you to my party.
  • Jump (Zıplamak / Atlamak)
    Duvarın üzerinden zıpladı.
    She jumped over the wall.
  • Keep (Tutmak / Saklamak)
    Bunu yanında tutabilir misin?
    Can you keep this with you?
  • Kind (Nazik / İyi kalpli)
    O iyi kalpli bir insandır.
    She is a kind-hearted person.
  • Know (Bilmek)
    Biliyor muydun? Kanada’ya aitim.
    Did you know? I belong to Canada.
  • Later (Sonra)
    Seni sonra arayacağım.
    I will call you later.
  • Laugh (Gülmek)
    Ona kamusal alanda gülme.
    Do not laugh at her in public.
  • Learn (Öğrenmek)
    Yeni şeyler öğreniyoruz.
    We learn new things.
  • Light (Işık)
    Lütfen ışığı kapat.
    Please switch off the light.
  • Listen (Dinlemek)
    Müzik dinle.
    Listen to music.
  • Little (Küçük)
    O küçük bir kız çocuğudur.
    She is a little girl.
  • Look (Bakmak)
    Şu köpeğe bak.
    Look at that dog.
  • Look (Bakıyor)
    O tam sana bakıyor.
    She is looking right at you.
  • Maintain (Sürdürmek / Korunmak)
    Sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmek önemlidir.
    It’s important to maintain a healthy lifestyle.
  • Make (Yapmak / Üretmek)
    O pasta yapar.
    She makes cakes.
  • Man (Adam)
    Adam kitap okuyor.
    The man is reading.
  • Manage (Yönetmek)
    Şirkette mühendislerden oluşan bir ekibi yönetiyor.
    She manages a team of engineers at the company.
  • Measure (Ölçmek)
    Masanın uzunluğunu cetvelle ölçtü.
    He measured the length of the table with a ruler.
  • Morning (Sabah)
    Sabah erken kalkarım.
    I wake up early in the morning.
  • Night (Gece)
    Gece yıldızlar görünür.
    The stars are out at night.
  • Now (Şimdi)
    Şu anda meşgul.
    He is busy now.
  • Observe (Gözlemlemek)
    Teleskopla yıldızları gözlemledi.
    He observed the stars through the telescope.
  • Offer (Teklif etmek)
    Mülakattan sonra ona iş teklif ettiler.
    They offered him a job after the interview.
  • Open (Açmak)
    Pencereyi aç.
    Open the window.
  • Overcome (Üstesinden gelmek)
    Topluluk önünde konuşma korkusunun üstesinden geldi.
    She overcame her fear of public speaking.
  • Participate (Katılmak)
    Okul oyununa katıldı.
    She participated in the school play.
  • Pay (Ödemek)
    Faturayı öde.
    Pay the bill.
  • Persist (Israr etmek / Devam etmek)
    Projeyi tamamlamak için çabalarına devam etti.
    He persisted in his efforts to complete the project.
  • Pet (Evcil hayvan)
    Kız kardeşimin bir köpek yavrusu var.
    My sister has a pet dog.
  • Phone (Telefon)
    Telefonumu kaybettim.
    I lost my phone.
  • Play (Oynamak)
    Çocuklar parkta oynar.
    Children play in the park.
  • Postpone (Ertelemek)
    Kötü hava nedeniyle toplantıyı ertelediler.
    They postponed the meeting due to bad weather.
  • Predict (Tahmin etmek)
    Meteorolog yarın yağmur tahmin etti.
    The meteorologist predicted rain for tomorrow.
  • Pretty (Güzel / Sevimli)
    Bu elbiseyle güzel görünüyorsun.
    You look pretty in this dress.
  • Question (Soru)
    Sana bir sorum var.
    I have a question for you.
  • Queue (Sıra)
    Sırada bekleyin.
    Stand in the queue.
  • Quick (Hızlı)
    Lütfen hızlı ol.
    Please make it quick.
  • Quiet (Sessiz)
    Hadi bu akşam sessiz bir akşam yemeği yiyelim.
    Let’s have a quiet dinner tonight.
  • Quiz (Küçük sınav)
    Yarın okulda bir sınavımız var.
    We have a quiz in school tomorrow.
  • Read (Okumak)
    Bir kitap okurum.
    I read a book.
  • Recommend (Tavsiye etmek)
    Doktor daha sağlıklı bir diyet önerdi.
    The doctor recommended a healthier diet.
  • Reduce (Azaltmak / Düşürmek)
    Müşteri çekmek için ürünün fiyatını düşürdüler.
    They reduced the price of the product to attract more customers.
  • Reflect (Yansıtmak)
    Onun davranışları değerlerini ve inançlarını yansıtır.
    His actions reflect his values and beliefs.
  • Refuse (Reddetmek)
    Başka bir şehre taşınma teklifini reddetti.
    She refused the offer to move to another city for work.
  • Run (Koşmak)
    Her sabah koşarlar.
    They run every morning.
  • Sad (Üzgün)
    Üzgün görünüyor.
    She looks sad.
  • Say (Söylemek)
    Merhaba dedi.
    She said hello.
  • School (Okul)
    Okul saat 8’de başlar.
    School starts at 8.
  • Search (Aramak)
    Tüm sabah boyunca kayıp anahtarlarını aradı.
    He searched for his lost keys all morning.
  • Secure (Güvenceye almak / Sağlama almak)
    Fırtınadan sonra binayı güvence altına aldılar.
    They secured the building after the storm.
  • See (Görmek)
    Bir kuş görüyorum.
    I see a bird.
  • Sell (Satmak)
    Kıyafet satarlar.
    They sell clothes.
  • Sit (Oturmak)
    Sandalyeye otur.
    Sit on the chair.
  • Sleep (Uyumak)
    Saat 10’da uyurum.
    I sleep at 10 PM.
  • Speak (Konuşmak)
    İngilizce konuşabiliyor musun?
    Can you speak English?
  • Stand (Ayakta durmak / Kalkmak)
    Lütfen sıraya girin.
    Please stand in line.
  • Start (Başlamak)
    Hadi oyuna başlayalım.
    Let’s start the game.
  • Stop (Durmak / Durdurmak)
    Bağırmayı kes.
    Stop shouting.
  • Student (Öğrenci)
    Öğrenci akıllı.
    The student is smart.
  • Study (Çalışmak / Ders çalışmak)
    O çok çalışır.
    He studies hard.
  • Succeed (Başarmak)
    Zor sınavı geçmeyi başardı.
    She succeeded in passing the difficult exam.
  • Suggest (Önermek)
    Öğretmen sorunu çözmek için farklı bir yaklaşım önerdi.
    The teacher suggested a different approach to solve the problem.
  • Support (Desteklemek)
    Zor bir zamanda arkadaşını destekledi.
    He supported his friend during a difficult time.
  • Teach (Öğretmek)
    Öğretmenler öğrencilere öğretir.
    Teachers teach students.
  • Teacher (Öğretmen)
    Öğretmen nazik biridir.
    The teacher is kind.
  • Tell (Anlatmak / Söylemek)
    Bana hikayeyi anlat.
    Tell me the story.
  • Time (Zaman / Saat)
    Saat kaç?
    What time is it?
  • Train (Eğitmek)
    Şirket yeni çalışanları güvenlik prosedürleri konusunda eğitiyor.
    The company trains new employees on safety procedures.
  • Transform (Dönüştürmek)
    Yenileme, eski evi modern bir eve dönüştürdü.
    The renovation transformed the old house into a modern home.
  • Translate (Çevirmek)
    Belgeyi Fransızcadan İngilizceye çevirdi.
    He translated the document from French to English.
  • Travel (Seyahat etmek)
    Tatilleri için Paris’e seyahat ettiler.
    They travelled to Paris for their vacation.
  • Wake (Uyanmak)
    Erken uyan.
    Wake up early.
  • Walk (Yürümek)
    Okula yürüyerek gider.
    He walks to school.
  • Watch (İzlemek)
    Filmi izle.
    Watch the movie.
  • What (Ne)
    Adın ne?
    What is your name?
  • When (Ne zaman)
    Ne zaman varacaksın?
    When will you arrive?
  • Where (Nerede)
    Nerede yaşıyorsun?
    Where do you live?
  • Who (Kim)
    Kapıdaki kim?
    Who is at the door?
  • Why (Neden)
    Neden ağlıyorsun?
    Why are you crying?
  • Woman (Kadın)
    Kadın yemek yapıyor.
    The woman is cooking.
  • Work (Çalışmak)
    Bir bankada çalışıyorum.
    I work in a bank.
  • Write (Yazmak)
    İsmini yaz.
    Write your name.
  • Year (Yıl)
    Bu yıl özel bir yıl.
    This year is special.

100 Günlük İngilizce Kelime ve Gelişmiş Kelime Karşılaştırması

Temel İngilizce kelimeler günlük konuşmalarda size yardımcı olabilir; ancak gelişmiş kelime dağarcığı, yeni fırsatların kapısını açmanın anahtarı olabilir.

Gelişmiş kelimeleri kullanmak, çeşitli nedenlerle son derece önemlidir:

  1. Yurtdışında Eğitim:
    Yurt dışında eğitim almayı planlıyorsanız, gelişmiş İngilizce bilgisine sahip olmanız akademik deneyiminizi büyük ölçüde geliştirecektir—özellikle IELTS gibi sınavlara hazırlanırken. Bu, dersleri anlamanızı, öğretmenler ve sınıf arkadaşlarınızla etkili iletişim kurmanızı ve yazılı ödevleri açık ve doğru bir şekilde yazmanızı sağlar.
  2. Uzun Süreli Seyahatler:
    İngilizce konuşulan ülkelere uzun süreli seyahat etmeyi düşünüyorsanız, gelişmiş kelime bilgisi, etkileşimlerinizi daha anlamlı hale getirir ve çeşitli durumlarla kendinden emin bir şekilde başa çıkmanıza yardımcı olur.
  3. Kariyer Hedefleri:
    İngilizce konuşulan ülkelerde kariyer yapmayı hedefliyorsanız, güçlü bir kelime dağarcığı, kendinizi etkili bir şekilde ifade etmenizi, insanlarla güçlü ilişkiler kurmanızı ve konuşmalarda ilgi çekici olmanızı sağlar.

Gelişmiş kelime bilgisine hakim olmak zaman ve emek gerektirir; ancak bu liste, başlamanız için harika bir adımdır!

  1. ask – inquire
    e.g. She inquired about the job opening.
    O, iş ilanı hakkında bilgi aldı.
  2. help – assist
    e.g. He assisted the elderly man with his bags.
    Yaşlı adama çantalarıyla yardım etti.
  3. buy – purchase
    e.g. They purchased a new camera yesterday.
    Dün yeni bir kamera satın aldılar.
  4. check – verify
    e.g. Please verify your email address.
    Lütfen e-posta adresinizi doğrulayın.
  5. need – require
    e.g. The homework requires more time.
    Ödev daha fazla zaman gerektiriyor.
  6. get – obtain
    e.g. You must obtain permission before entering.
    Girmeden önce izin almalısınız.
  7. give – provide
    e.g. The school provides free breakfast.
    Okul ücretsiz kahvaltı sağlıyor.
  8. say – state
    e.g. He stated his opinion clearly.
    Fikrini açıkça belirtti.
  9. tell – inform
    e.g. She informed us about the project.
    Bize proje hakkında bilgi verdi.
  10. go – proceed
    e.g. Please proceed to the next step.
    Lütfen bir sonraki adıma geçin.
  1. show – demonstrate
    e.g. He demonstrated how to use the tool.
    O, aracın nasıl kullanılacağını gösterdi.
  2. start – commence
    e.g. The ceremony will commence at night.
    Tören gece başlayacak.
  3. end – terminate
    e.g. The contract was terminated early.
    Sözleşme erken sona erdirildi.
  4. stop – cease
    e.g. They ceased all communication.
    Tüm iletişimi kestiler.
  5. deal with – handle / address
    e.g. We need to address this issue quickly.
    Bu konuyu hızlıca ele almamız gerekiyor.
  6. fix – repair / resolve
    e.g. The technician resolved the network problem.
    Teknisyen ağ sorununu çözdü.
  7. think about – consider
    e.g. She is considering a career change.
    Kariyer değişikliğini düşünüyor.
  8. talk about – discuss
    e.g. Let’s discuss the new policy.
    Yeni politikayı tartışalım.
  9. make sure – ensure
    e.g. Ensure the door is locked.
    Kapının kilitli olduğundan emin olun.
  10. ask for – request
    e.g. I requested a meeting with the HR.
    İK ile bir toplantı talep ettim.
  1. look for – search / seek
    e.g. They are seeking new opportunities.
    Yeni fırsatlar arıyorlar.
  2. find out – discover / determine
    e.g. We need to determine the cause.
    Sebebi belirlememiz gerekiyor.
  3. put off – postpone
    e.g. The ceremony was postponed due to snow.
    Tören kar nedeniyle ertelendi.
  4. bring up – mention
    e.g. He mentioned your name in the meeting.
    Toplantıda senin adını andı.
  5. call off – cancel
    e.g. They canceled the trip last minute.
    Geziyi son anda iptal ettiler.
  6. cut down – reduce
    e.g. We need to reduce our expenses.
    Giderlerimizi azaltmamız gerekiyor.
  7. look into – investigate
    e.g. The police are investigating the case.
    Polis olayı araştırıyor.
  8. go up – increase
    e.g. The prices increased last month.
    Fiyatlar geçen ay arttı.
  9. go down – decrease
    e.g. The temperature decreased rapidly.
    Sıcaklık hızla düştü.
  10. take part – participate
    e.g. She participated in the event.
    Etkinliğe katıldı.
  1. show up – appear
    e.g. He appeared late for the interview.
    Görüşmeye geç göründü.
  2. use – utilize
    e.g. We utilize modern technology in our lab.
    Laboratuvarımızda modern teknolojiyi kullanıyoruz.
  3. keep – retain
    e.g. They retained all their employees.
    Tüm çalışanlarını tuttular.
  4. leave out – omit
    e.g. You can omit that detail.
    O detayı atlayabilirsin.
  5. think of – conceive
    e.g. He conceived a brilliant idea.
    Harika bir fikir düşündü.
  6. break – fracture / rupture
    e.g. She fractured her leg skiing.
    Kayarken bacağını kırdı.
  7. afraid – fearful
    e.g. He is fearful of flying.
    Uçmaktan korkuyor.
  8. lucky – fortunate
    e.g. We were fortunate to find a solution.
    Bir çözüm bulduğumuz için şanslıydık.
  9. good – excellent / beneficial
    e.g. This is a beneficial partnership.
    Bu, faydalı bir ortaklıktır.
  10. bad – poor / harmful
    e.g. That was a harmful decision.
    Bu zararlı bir karardı.
  1. big – enormous / significant
    e.g. The project is of significant value.
    Proje önemli bir değere sahip.
  2. small – tiny / minor
    e.g. It was a minor mistake.
    Küçük bir hataydı.
  3. fast – rapid
    e.g. The response was rapid.
    Tepki hızlıydı.
  4. slow – sluggish
    e.g. His progress was sluggish.
    İlerlemesi yavaştı.
  5. hot – boiling / scorching
    e.g. It was a scorching summer day.
    Kavurucu bir yaz günüdü.
  6. cold – freezing / frigid
    e.g. The water was frigid.
    Su buz gibi soğuktu.
  7. right – correct / accurate
    e.g. Her answer was accurate.
    Cevabı doğruydu.
  8. wrong – incorrect
    e.g. Your assumption is incorrect.
    Varsayımın yanlış.
  9. old – elderly / ancient
    e.g. She lives with her elderly parents.
    Yaşlı ebeveynleriyle yaşıyor.
  10. young – youthful
    e.g. He has a youthful appearance.
    Genç görünüyor.
  1. tired – exhausted
    e.g. I feel exhausted after gym.
    Spor salonundan sonra çok yorgun hissediyorum.
  2. happy – joyful / delighted
    e.g. She was delighted with the gift.
    Hediyeden çok memnundu.
  3. sad – miserable / sorrowful
    e.g. He felt miserable after the loss.
    Kaybettikten sonra çok üzgündü.
  4. okay – acceptable
    e.g. Your behavior is acceptable.
    Davranışın kabul edilebilir.
  5. smart – intelligent
    e.g. She is an intelligent student.
    O zeki bir öğrenci.
  6. hungry – starving / famished
    e.g. I’m famished after the hike.
    Yürüyüşten sonra çok açım.
  7. rich – wealthy
    e.g. He comes from a wealthy family.
    Zengin bir aileden geliyor.
  8. poor – impoverished
    e.g. They help impoverished communities.
    Fakir topluluklara yardım ediyorlar.
  9. friend – companion
    e.g. He is a loyal companion.
    O, sadık bir dosttur.
  10. job – occupation / profession
    e.g. Teaching is a noble profession.
    Öğretmenlik saygın bir meslektir.
  1. boss – superior / employer
    e.g. He reported to his superior.
    O, amirine rapor verdi.
  2. home – residence
    e.g. This is a private residence.
    Burası özel bir konut.
  3. house – dwelling
    e.g. The dwelling was built in 1920.
    Ev 1920’de inşa edilmiş.
  4. place – location / venue
    e.g. This is the venue for the event.
    Burası etkinlik mekanı.
  5. clothes – attire / garments
    e.g. Formal attire is required.
    Resmi kıyafet gereklidir.
  6. kids – children
    e.g. Children should be supervised.
    Çocuklar gözetim altında olmalı.
  7. things – items / objects
    e.g. Please return the borrowed items.
    Lütfen ödünç aldığın eşyaları geri ver.
  8. trash – garbage / waste
    e.g. Put the waste in the bin.
    Atıkları çöp kutusuna koy.
  9. free – complimentary
    e.g. The drinks are complimentary.
    İçecekler ücretsizdir.
  10. rules – regulations
    e.g. You must follow the regulations.
    Kurallara uymalısın.
  11. choice – option / alternative
    e.g. We have several alternatives.
    Birkaç seçeneğimiz var.
  12. plan – strategy / proposal
    e.g. The strategy was effective.
    Strateji etkiliydi.
  13. afraid – apprehensive
    e.g. She felt apprehensive before the exam.
    Sınav öncesi endişeliydi.
  14. sure – certain / confident
    e.g. I’m confident about my decision.
    Kararımdan eminim.
  15. idea – concept
    e.g. That’s a complex concept.
    Bu karmaşık bir kavram.
  16. think – believe / assume
    e.g. I assume he’s honest.
    Onun dürüst olduğunu varsayıyorum.
  17. wait – delay
    e.g. We had a short delay.
    Kısa bir gecikme yaşadık.
  18. tell – notify / inform
    e.g. Please notify me of changes.
    Lütfen değişikliklerden beni haberdar et.
  19. start again – resume / restart
    e.g. Let’s resume the lesson.
    Dersi tekrar başlatalım.
  20. try – attempt / endeavor
    e.g. He endeavored to succeed.
    Başarmak için çabaladı.
  21. look after – take care of
    e.g. She takes care of her younger sister.
    Küçük kız kardeşine bakıyor.
  22. keep doing – persist / continue
    e.g. He persisted despite challenges.
    Zorluklara rağmen devam etti.
  23. check again – re-examine
    e.g. We need to re-examine the data.
    Verileri tekrar incelememiz gerekiyor.
  24. begin – initiate
    e.g. They initiated a new campaign.
    Yeni bir kampanya başlattılar.
  25. end – conclude
    e.g. Let me conclude the meeting.
    Toplantıyı sonlandırmama izin ver.
  26. build – construct
    e.g. They constructed a new bridge.
    Yeni bir köprü inşa ettiler.
  27. ask again – re-request
    e.g. You may re-request the form.
    Formu yeniden talep edebilirsiniz.
  28. shorten – abbreviate
    e.g. USA is an abbreviated form.
    USA kısaltılmış bir formdur.
  29. speed up – accelerate
    e.g. They accelerated the process.
    Süreci hızlandırdılar.
  30. slow down – decelerate
    e.g. The car decelerated smoothly.
    Araba yavaşça hızını azalttı.
  31. tired – fatigued
    e.g. He felt fatigued after the workout.
    Antrenmandan sonra yorgun hissetti.
  32. walk – stroll / wander
    e.g. They strolled through the park.
    Parkta gezintiye çıktılar.
  33. like – admire / appreciate
    e.g. I admire her honesty.
    Dürüstlüğüne hayranım.
  34. dislike – detest / despise
    e.g. He despises injustice.
    Adaletsizliği nefret ediyor.
  35. enjoy – relish
    e.g. She relished the opportunity.
    Fırsatın tadını çıkardı.
  36. live – reside
    e.g. They reside in Ankara.
    Ankara’da yaşıyorlar.
  37. die – pass away / perish
    e.g. He perished in the storm.
    Fırtınada hayatını kaybetti.
  38. love – adore / cherish
    e.g. They cherish their time together.
    Birlikte geçirdikleri zamanı çok seviyorlar.
  39. hate – loathe
    e.g. She loathes lies.
    Yalanlardan nefret ediyor.
  40. use again – reuse / recycle
    e.g. We recycle paper regularly.
    Kağıtları düzenli olarak geri dönüştürüyoruz.
  41. clean – sanitize
    e.g. Please sanitize your hands.
    Lütfen ellerinizi dezenfekte edin.

Program fiyatları ve detayları için bilgileri doldurun uzman eğitim danışmanlarımız size 1 gün içerisinde dönüş yapsın!


Bu kapanacak 0 saniye