Work and Travel (WAT) programı, her yıl binlerce üniversite öğrencisinin hayallerini süsleyen, sadece bir çalışma programı olmanın ötesinde bir kültürel değişim serüvenidir. Birçok öğrenci için bu program, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşama, İngilizcesini geliştirme ve kendi ayakları üzerinde durma fırsatı anlamına gelir. Ancak, broşürlerde gördüğünüz renkli fotoğrafların ve sosyal medyadaki keyifli anların ötesinde, bu programın işleyişine dair pek bilinmeyen, çoğu zaman gözden kaçan önemli detaylar bulunmaktadır.
YERO Yurt Dışı Eğitim olarak 1999 yılından beri bu sürecin içindeyiz ve binlerce öğrencinin Amerika macerasına rehberlik ettik. Bu tecrübemize dayanarak, programın sadece iş ve seyahatten ibaret olmadığını, arka planda ciddi bir bürokratik yapı, kültürel adaptasyon süreci ve finansal yönetim gerektirdiğini söyleyebiliriz. Eğer siz de bu yaz Amerika’da olmayı planlıyorsanız, Neden Work and Travel programına katılmanız gerektiğini daha iyi anlamak için bu rehberi dikkatle okumalısınız.
Birçok öğrenci Work and Travel’ı bir “para biriktirme” projesi olarak görse de, ABD Dışişleri Bakanlığı (Department of State) tarafından yönetilen bu programın asıl amacı kültürel etkileşimdir. J-1 vizesi kapsamında yürütülen bu programın felsefesinde, Türk bir öğrencinin Amerikan kültürünü tanıması ve aynı zamanda kendi kültürünü Amerikalılara tanıtması yatar.
Bu programın bir kültürel değişim olması, işlerin neden genellikle “seasonal” (sezonluk) ve giriş seviyesinde olduğunu açıklar. Garsonluk, cankurtaranlık veya otel hizmetleri gibi işler, Amerikan halkıyla en çok temas kurabileceğiniz alanlardır. Eğer asıl amacınız sadece para kazanmak olsaydı, vize türünüz ve çalışma izinleriniz çok daha farklı kısıtlamalara tabi olurdu.
Elbette çalışırken dolar kazanacaksınız. Amerika asgari ücret oranları eyaletten eyalete farklılık gösterse de, kazandığınız miktar genellikle program masraflarınızı karşılamanıza ve üzerine bir miktar seyahat parası ayırmanıza yardımcı olur. Ancak, bu programa bir “zenginleşme” yöntemi olarak bakmak hayal kırıklığına yol açabilir.
Amerika’da çalıştığınız süre boyunca maaş çekinizden (paycheck) belirli oranlarda vergi kesintisi yapılır. Bunlar Federal Gelir Vergisi, Eyalet Gelir Vergisi ve bazen yerel vergilerdir. Pek çok öğrenci bu paranın devlette kaldığını sanır, ancak durum böyle değildir.
J-1 vizesi sahibi öğrenciler, sosyal güvenlik ve Medicare vergilerinden muaftır. Maaş çekinizde bu kalemlerde kesinti görüyorsanız işvereninizle konuşmalısınız. Diğer gelir vergilerini ise Türkiye’ye döndükten sonraki yılın başında “Tax Return” başvurusu yaparak geri alabilirsiniz. Bu miktar bazen birkaç yüz doları bulabilir ve seyahatinizin son bir “bonus”u gibi düşünebilirsiniz.
Amerika’ya gittiğinizde yapacağınız ilk ve en önemli işlerden biri Sosyal Güvenlik Numarası (SSN) başvurusunda bulunmaktır. Bu numara, sizin Amerika’daki resmi kimliğiniz gibi işlev görür ve vergi takibi için gereklidir.
Bilinmeyen gerçek şudur: Size verilen o kart ve üzerindeki numara ömür boyu size aittir. On yıl sonra Amerika’ya turist olarak gitseniz de, yüksek lisans için dönseniz de aynı numarayı kullanırsınız. Bu yüzden SSN kartınızı kaybetmemek ve numaranızı ezberlemek, gelecekteki olası ABD ziyaretleriniz için büyük önem taşır.
Ana işinizde çalışma saatleriniz az gelirse veya daha fazla para biriktirmek isterseniz ikinci bir iş bulma hakkınız bulunmaktadır. Ancak bu süreç sanıldığı kadar basit değildir.
İkinci bir işte çalışmaya başlamadan önce mutlaka sponsor kuruluşunuzdan onay almalısınız. İzinsiz çalışmak, vizenizin iptal edilmesine (termination) yol açabilir. Sponsorlar, ikinci işin ana işinizi aksatmayacağından ve programın güvenlik standartlarına uygun olduğundan emin olmak isterler.
Öğrencilerin en büyük yanılgılarından biri, işverenin sağladığı konaklamanın maaşın bir parçası veya ücretsiz olduğudur. Çoğu durumda konaklama ücreti maaşınızdan otomatik olarak kesilir veya haftalık/aylık olarak sizden tahsil edilir.
Konaklamalarda genellikle bir depozito ödemeniz istenir. Evi veya odayı temiz ve hasarsız teslim ettiğinizde bu parayı geri alırsınız. Ayrıca, konaklama yerlerinde katı kurallar olabilir (ziyaretçi yasağı, sessizlik saatleri vb.). Bu kurallara uymamak, hem işinizden hem de kalacak yerinizden olmanıza neden olabilir.
DS-2019 formunuzda belirtilen çalışma süreniz bittiğinde, Amerika’dan hemen ayrılmanız gerekmez. Size tanınan 30 günlük bir “Grace Period” (Ek Süre) vardır.
Bu 30 günlük süre içinde kesinlikle çalışamazsınız. Bu süre sadece seyahat etmeniz, alışveriş yapmanız ve ülkeyi terk etmeye hazırlanmanız içindir. Eğer bu süre zarfında çalışırken yakalanırsanız, gelecekteki vize başvurularınız kalıcı olarak reddedilebilir.
Program ücretine dahil olan sağlık sigortası, Amerika’daki pahalı sağlık sistemine karşı sizin tek güvencenizdir. Ancak bu sigorta her şeyi kapsamaz.
Genellikle diş bakımı, göz muayenesi veya kronik hastalıklar bu sigortanın kapsamı dışındadır. Sadece Amerika’dayken başınıza gelen acil durumlar, kazalar ve ani rahatsızlıklar teminat altındadır. Bu yüzden gitmeden önce genel bir sağlık kontrolünden geçmek her zaman mantıklıdır.
Amerika Birleşik Devletleri adından da anlaşılacağı üzere eyaletlerden oluşur ve her eyaletin yasası farklıdır. Bir eyalette yasal olan bir durum, diğerinde suç olabilir. Alkol satın alma yaşı (21), trafik kuralları ve hatta vergi oranları eyaletten eyalete değişir.
Etiket fiyatı ile kasada ödediğiniz fiyatın neden farklı olduğunu merak ediyorsanız, bunun sebebi satış vergisidir. Bazı eyaletlerde (örneğin Delaware veya Oregon) satış vergisi yoktur, ancak çoğunda etiket fiyatına %5-%10 arası bir vergi eklenir.
Türkiye’de iletişime geçtiğiniz firma (örneğin YERO), sizin acentenizdir. Sizin Amerika’daki yasal sorumluluğunuzu üstlenen ve vize belgenizi (DS-2019) basan kuruluş ise Amerika merkezli “Sponsor”dur.
Amerika’dayken bir sorun yaşadığınızda ilk muhatabınız sponsorunuzdur. Sponsorlar, 24 saat ulaşabileceğiniz acil hatlar sunar. Acenteniz Türkiye’den size destek verse de, yasal süreçlerde sponsorun talimatları geçerlidir.
Programa katılmak için mülakatları geçecek kadar İngilizce bilmeniz yeterli olabilir, ancak gerçek sınav Amerika’ya indiğinizde başlar. Farklı aksanlar, hızlı konuşan Amerikalılar ve iş yerindeki terminoloji sizi başta zorlayabilir.
Bilinmeyen gerçek; en çok gelişimi iş yerinde değil, Amerikalı iş arkadaşlarınızla vakit geçirirken ve sosyal ortamlarda sağlarsınız. İngilizcenizin mükemmel olmasını beklemeyin; hata yapmaktan korkmadığınızda öğrenme süreciniz hızlanacaktır.
Work and Travel programına katılmaya karar verdiğinizde, süreci doğru yönetmek vize alma şansınızı artırır. Erken kayıt olmak, hem iş seçeneklerinin genişliği hem de evrak işlemlerinin yetişmesi açısından kritiktir. YERO olarak, öğrencilerimizin profilini analiz ediyor ve onlara en uygun eyalet ve iş pozisyonunu sunuyoruz.
DS-2019 belgesi, Amerika’daki yasal statünüzü belirleyen en kritik dökümandır. Pasaportunuzdan bile daha dikkatli korumanız gereken bu belge, sizin Amerika’da hangi tarihler arasında, hangi sponsora bağlı olarak çalışabileceğinizi gösterir. Bu belge olmadan vize görüşmesine giremez ve Amerika’ya giriş yapamazsınız.
J-1 vizesi mülakatları genellikle kısa ama belirleyicidir. Konsolosluk görevlisi, sizin gerçekten bir öğrenci olup olmadığınızı ve program bitiminde Türkiye’ye dönme niyetinizi sorgular. İngilizce konuşma pratiği yapmak ve programın detaylarına hakim olmak bu aşamada size özgüven kazandıracaktır. Work and Travel S.S.S. sayfamızda vize mülakatları ve genel süreçle ilgili merak ettiğiniz pek çok detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Amerika’ya ilk vardığınızda yaşayacağınız kültür şoku son derece normaldir. Marketlerdeki porsiyonların büyüklüğü, insanların sürekli “How are you?” diye sorması ama aslında cevap beklememesi gibi küçük detaylar sizi şaşırtabilir. Ancak bu çeşitlilik, vizyonunuzu geliştirecek en büyük etkendir.
Amerika, büyük oranda otomobil odaklı bir ülkedir. New York veya Chicago gibi büyük şehirler dışında toplu taşıma oldukça kısıtlı olabilir. Eğer küçük bir kasabada çalışacaksanız, ulaşım için bisiklet kullanmayı veya iş arkadaşlarınızla araç paylaşımı (carpool) yapmayı öğrenmelisiniz. Bu durum, yerel halkla kaynaşmak için de harika bir fırsattır.
Sadece Türk arkadaşlarınızla vakit geçirmek, programın amacına aykırıdır. İş yerindeki Amerikalı gençlerle hafta sonu planları yapmak, onların ev partilerine katılmak veya yerel spor müsabakalarına gitmek, size gerçek Amerikan hayatını gösterecektir. Bu dostluklar genellikle program bittikten sonra da yıllarca devam eder.
Üniversite mezuniyetinden sonra iş başvurusu yaparken, özgeçmişinizde “Amerika’da bir yaz boyunca çalıştım ve yaşadım” ibaresinin olması, işverenler nezdinde büyük bir artıdır. Bu, sizin adaptasyon yeteneğinizin yüksek olduğunu, kriz anlarını yönetebildiğinizi ve farklı kültürlerle çalışmaya açık olduğunuzu kanıtlar.
Dünyanın dört bir yanından gelen diğer J-1 öğrencileriyle (Polonyalı, Brezilyalı, Taylandlı vb.) tanışmak, size global bir ağ kazandırır. Sadece İngilizceniz değil, dünya görüşünüz de değişir. Problem çözme becerileriniz gelişir ve kendi başınıza bir bütçe yönetmenin zorluklarını ve keyfini deneyimlersiniz.
Work and Travel, bir tatil değil, hayatınızın en öğretici yazıdır. Zorlandığınız anlar olacaktır ama geriye dönüp baktığınızda “İyi ki gitmişim” diyeceğiniz bir tecrübedir. YERO Yurt Dışı Eğitim olarak bu yolculukta her zaman yanınızdayız.
Work and Travel programına kimler katılabilir?
Work and Travel programına, Türkiye’deki üniversitelerin örgün eğitim veren bölümlerinde kayıtlı, 18-26 yaş arası, tam zamanlı ön lisans, lisans ve yüksek lisans öğrencileri katılabilir. Katılımcıların en az orta seviyede (Intermediate) İngilizce bilmeleri ve akademik başarılarının (GPA) belirli bir seviyenin üzerinde olması beklenir. Açıköğretim ve uzaktan eğitim öğrencileri maalesef programa kabul edilmemektedir.
Program kapsamında ne kadar para kazanabilirim?
Kazancınız, çalıştığınız eyaletin asgari ücretine, haftalık çalışma saatinize ve bahşiş (tip) alıp almamanıza bağlıdır. Ortalama olarak saatlik ücretler 12$ ile 20$ arasında değişmektedir. Haftada ortalama 35-40 saat çalışan bir öğrenci, aylık bazda masraflarını çıkarıp seyahati için birikim yapabilir. İkinci bir iş bularak bu kazancı artırmak da mümkündür.
İngilizcem çok iyi değil, yine de gidebilir miyim?
Programa katılmak için ana dil seviyesinde İngilizce gerekmez, ancak kendinizi ifade edebilecek ve iş yerindeki talimatları anlayabilecek düzeyde (genellikle B1 seviyesi) İngilizce bilmeniz şarttır. Hem sponsor mülakatında hem de vize görüşmesinde bu yetkinliğiniz ölçülür. Çok düşük seviyede İngilizce ile programa katılmak hem vize riskini artırır hem de Amerika’daki yaşamınızı zorlaştırır.
Vize reddi alırsam ödediğim ücreti geri alabilir miyim?
Vize reddi durumunda, acentelerle yaptığınız sözleşmelere bağlı olarak program ücretinin bir kısmı iade edilir. Ancak vize başvuru ücreti (SEVIS ve Konsolosluk harcı) gibi resmi kurumlara ödenen bedellerin iadesi mümkün değildir. YERO olarak öğrencilerimizi mülakatlara en iyi şekilde hazırlayarak vize reddi riskini minimuma indirmeyi hedefliyoruz.
Konaklama ayarlamak zorunda mıyım?
Pek çok Work and Travel işinde konaklama işveren tarafından ayarlanır veya yönlendirilir. Ancak bazı durumlarda (özellikle şehir merkezindeki işlerde) konaklamayı öğrencinin kendisinin bulması gerekebilir. İş yerleşimi sırasında konaklama detayları mutlaka iş teklifinde (Job Offer) belirtilir. Konaklamanın işveren tarafından sağlandığı seçenekler, özellikle ilk kez giden öğrenciler için daha güvenlidir.
Yurt dışında dil okulu, work and study, work and travel, sertifika ve diploma programları, üniversite, yüksek lisans, yaz okulu
Program fiyatları ve detayları için bilgileri doldurun uzman eğitim danışmanlarımız size 1 gün içerisinde dönüş yapsın!
Bu kapanacak 0 saniye